BALIKLAR (PİSCES)

baliklarHerhangi bir kimseye hangi yaratıkların suda yaşadığını soracak olursanız,alacağınız son cevaptan dokuzu mutlaka balıklar olacaktır.Dünyanın okyanuslarında,göllerinde,ırmaklarında ve bataklıklarında daha bir sürü renkli yaratık barınırsa da,balıklar,oldum olası insanların gözünde suların en önemli yerlileri olmuştur.İnsanlar görüşlerinde haklıdırlar da.Zira insanoğlu,tarih öncesinden beri geçiminin büyük bir kısmını balıklardan sağlamıştır.Etini yedikten başka,iskeletinden aletler yapmış,etinden gübre,karaciğerindeki zengin yağdan kuvvet ilacı çıkarmış,hatta balığın kendini evinde süs olarak kullanmıştır.

Balıklar, dünyamızın sularına hakimdir.Kısmen veya tamamen suda yaşayan elle tutulabilir herhangi bir canlıdan daha fazla sayıda ve daha çeşitli balık vardır.Bugün yirmi beş binden fazla balık türü ayırt edilebilmektedir.Bu sayı ise bütün memeli,kuş,sürüngen ve amfibi türlerinin toplamından fazladır.Balık nedir ? Bu soru hiç de ilk bakışta göründüğü kadar manasız değildir.Bu kadar çeşitli hayvanların meydana getirdiği bir grubu tarif etmek,daha doğrusu,bütün balıkları içine alacak,aynı zamanda da balık olmayan bütün canlıları dışında bırakacak bir tarif bulmak kolay olmasa gerektir.Balıklar gerek vücutlarının tabiatı,gerekse organlarını kullanış tarzları bakımından o kadar çeşitlidirler ki,her genel özelliklerinin istisnaları görülmektedir.Mesela,bazı balıkların pulu yoktur,daha başka bazı balıklar yüzgeçten yoksundurlar,bazıları ön planda solungaçlarıyla solunmazlar,daha başkaları da suyun içinde olduğu kadar dışında da vakit geçirirler.Yalnız balıklara has bazı özellikleri gözden geçirdikten ve bunların bir veya ikisinden yoksun istisnai balıkları da hesaba kattıktan sonra şöyle bir tarif karşımıza çıkar:Balık, solungaçları ve iki odacık bir kalbi olan ve suda yaşayan soğukkanlı bir omurgalı hayvandır.

Bu tarif biraz izah edilmek ister.Omurgalı bir hayvan,kısaca,bir omurgası olan bir hayvandır ve tek başına bu özellik,balıkları,böcekleri,örümcekleri,her çeşit kabuklu deniz hayvanını,deniz yıldızlarıyla akrabalarını,her türlü solucanı,süngerleri ve gerçek medüzleri içine alan bütün omurgasız hayvanlardan ayırır.Balıkların soğukkanlı oluşu,daha doğrusu vücut ısılarının,içerisinde yaşadıkları suyunkine veya hayvanınkine yakın oluşu da onları kuşlarla memelilerden belirli şekilde ayırır.Balıkları,üç veya dört odacıklı bir kalbi olan amfibilerden,sürüngenlerden,kuşlardan ve memelilerden ayıran bir başka özellik de iki odacıklı bir kalplerinin oluşudur.Solungaçlar da balıkların önemli özelliklerindendir.Bazı balıklar solunmak için solungaçlarına ihtiyaç duymazlarsa da,tek tük gelişmemiş tellerden ibaret de olsalar, bu organlar hepsinde vardır.Balıklar istisnasız su hayvanlarıdır.Suyun dışında saatlerce,hatta günlerce kalanlar dahi kurumanın önüne geçmek için belli aralıklarla suya dönmek zorundadırlar.Bazı balıklar aylarca susuz yaşayabilirler,pek azı hatta yıllarca suyun dışında kalabilir,fakat bu işi ancak tamamiyle hareketten uzak oldukları zaman yapabilirler.Bütün hareket halindeki balıklar hiç değilse vücutlarını yıkamaya ve solunum organlarını rütubetli tutmaya yetecek kadar suya muhtaçdırlar.Balıkları başka su hayvanlarından ayırt etmek aslında güç değildir.Balıklar,balinalarla yunus balıklarından kuyrukları yüzünden ayrılırlar.Balıklarda kuyruk dümen gibi dikeydir,buna karşılık memelilerden olan balinalarla yunus balıklarının kuyruğu yataydır.Bir yılan ile bir yılan balığı bile bir bakışta ayırt edilebilir.Yılanın solungaç delikleri yoktur,fakat yılan balığının vardır.Tetarilerin çift solungaçlarının olmayışı da onları tek tük birkaç türün dışındaki balıklardan ayırır.Bu tek tük balıkalr dahi tetariye o kadar benzemezler ki,yanılmak bahis konusu olamaz.Bundan da anlaşıldığı gibi,balıkları tanımak tatbikatta değil,sadece teoride zordur.


YAŞAM ALANI

 Dünyanın yüzeyinin onda yedisinden fazlası suyla kaplıdır,bu geniş yüzeyin hemen tamamı ise binbir çeşit balıklarla kaynaşır.Gerek tür sayısı,gerek kalabalık bakımından en fazla balık oranı okyanus sularındadır.Balıklar,sığlıklardan okyanusların en derin köşelerine varıncaya kadar denizlerin hemen her yerinde bulunurlar.Yalnız Karadeniz'in tamamiyle oksijenden yoksun alt kuşaklarında balık yoktur.Bazı balıklar mavi su yerlileridir.Böyleleri hayatları süresince okyanusların ortasında bulunur ve karalara yaklaşmazlar.Başka balık türleri kıyılara yakın sularda,mercan kayalarının etrafında ve nehirlerin ağızlarında yaşarlar.Daha başkaları ister kayalık,ister çamur olsun dipte hayat geçirirler.Tatlı su balıkları yaşadıkları sularda daha zıt tesirlerin etkisi altındadırlar.Dünyanın akarsuları,kaynaklarından ağızlarına kadar bür sürü balık türünü barındırırlar.Sel gibi akan ırmaklarında,tembel nehirlerde,buz gibi soğuk göllerde,volkanik asıllı sıcak su kaynaklarında,pis bataklılarda,nehirlerin berrak durgun köşelerinde,acı göllerde,güneşte fırın gibi ısınan küçük göllerde ve loş mağaralarda balık vardır.Bazı balıklar hatta,yalnız geçici olarak suyu olan gölcüklerde bile barınır,bunlar kuruyunca da ya kara üzerinde yolculuk ederek kendilerine başka yerde su bulurlar,ya da yağmur mevsimi başlayana kadar çamurların içine gömülürler.Bunlardan tabii ölenler de olur,fakat onlar bile kuraklığa dayanıklı yumurtalarını arkalarında bırakarak döllerini devam ettirirler.

Bu sulardan pek azı öbürleriyle bağlantısızdır.Esasen çeşitli sulardaki hayata ayak uydurabilen balıklar vardır.Mesela,bazı balıklar hem tatlı,hem de tuzlu sularda,hem sıcak,hem de soğuk yerlerde barınabilmektedirler.Bu derece çeşitli şartlara tabi balıkların,yapı ve davranış bakımından birbirlerinden bu kadar farklı olmalarına şaşmamak gerekir.Fakat barınaklarının çeşitliliği,balıklardaki ayrılıkları izah etmeye yeterli değildir.Zira,mesela bir mercan kayasının etrafında iki yüze yakın türe rastlanabilir.Bu da balıkların evriminde daha başka faktörlerin de rol oynadığına delildir.Renkleri bulundukları yerin rengine uyduğu için,balıklar böylece hem düşmanlarından gizlenmiş,hem de ürkütüp kaçırmadan avına iyice yaklaşmış olur.Suda,ister bitki,ister hayvan olsun,şu veya bu balık tarafından yenilmeyen yaratık yoktur.Balıklar birbirlerini de avlarlar.Balıkların dünyasında büsbütün garip ilişkiler de göze çarpar,Bazı balıklar canlı süngerlerin,sümüklü böceklerin kabuklarının,deniz yıldızlarının,deniz hıyarlarının içinde barınır,karideslerle solucanların inlerini paylaşırlar,ya da gerçek medüzlerle deniz şakayıklarının zehirli dokunaçlarının arasında hiçbir zarar görmeden yaşarlar.


VÜCUT YAPISI

Çizgili levrek gibi tipik bir balığın,iki ucunda incelen aşağı yukarı iğ biçiminde bir vücudu vardır.Aerodinamik biçimli,kaslı vücudu,suyun nispeten yoğun ortamında çabuk hareket etmesine elverişlidir.Kuyruk yüzgeci dahil,vücudun arka kısmı balığın sudaki başlıca hareket aracıdır: Bir yandan bir yana hareketi,balığın ileriye doğru yol almasını mümkün kılar.Kuyruk yüzgeci bu eylemde ikinci derecede bir rol oynarsa da daha keskin bir hareket sağlar.Sırt yüzeyinin orta hattı üzerinde,anüsün arkasına düşen anüs yüzgeci dengeleyici vazifesi görür.Çift olan göğüs ile karın yüzgeçleri durmak,dönmek ve başka manevralarda işe yararlar.Bir balık suda yukarıya aşağıya,aynı zamanda da bir yandan bir yana ve öne ve arkaya hareket etmek zorundadır.Kuşlarla yarasaların dışında kalan pek az omurgalı hayvan böyle bir problemle karşılaşır.Balıklar bu işte yüzgeçleriyle oynak vücutlarının ortak çalışmasından yararlanırlar.Solungaçlardan atılan su,balığı öne sürdüğüne göre,solunumun bile tamamlayıcı bir tesiri vardır.


PULLARI VE RENKLERİ

Balıkların pulları sürüngenlerinkiyle hiç de aynı yapıda ve nitelikte değildir.Sürüngenlerin pullarının boynuz maddesinden yüzeysel ve devamlı bir urba olmasına karşılık,balıklarınkinin her birine,çetrefil yapılı ve bağımsız bir küçük organ gözüyle bakılabilir.Bundan dolayı da ,bir balığın pulları kazınabildiği halde,bir sürüngenin pulları kazınılamaz.Sürüngenlerin pulları,asılları bakımından dış deri ile alakalıdır,balıklarınkiler ise hem dış deri,hem de iç deri ile alakalıdır.Çeşitli balık gruplarının pulları başka başkadır.Köpek balıklarıyla öz kedi balıkgillerin pulları deriden yapılı gerçek dişlerdir.Ortada fildişi ile çevrili bir öz bulunur.Yüzey ise mine ile kaplıdır.Mersin balıklarının,çok saçaklı balıkların ve başka bazı balıkların da mineyle örtülü pulları vardır.Bu pullar ayrıca iri ve eşkenar dörtgen biçimlidir.Bütünü ile balığı bir nevi koruyucu zırh vazifesi görürler.Kemikli balıkların çoğunluğunun,pürtüksüz veya dikenli olabilen ince pulları vardır.Ele pürüzsüz gelen bir sazan balığı ile pürtüklü bir tatlı su levreğinin arasındaki başlıca ayrılık budur.Birçok balıkların ise pulları yoktur.O zaman,çıplak derileri,onları koruyan yoğun ve yapışkan bir mukusla kaplıdır.Horozbinalar,yılan balıkları ve daha bir sürü tür böyledir.Fakat yılan balığında pullar,ilk bakışta göründüğü gibi tamamen yok olmayıp sadece küçüktürler ve iç deride gizlidirler.Derinin yüzeyindeki mukus ise ek bir koruma aracıdır ve çok büyük bir rol oynar.Normal bir yılan balığı sudan deniz suyuna veya deniz suyundan tatlı suya geçişten hiç zarar görmez.Fakat mukusu silinerek çıkarılacak olsa,dış ortamın tuzluluk derecesindeki değişme etkisiyle ölür.Pulu olmayan balıklardan başka,birbirinden ayrı kemiksel levhaları bulunan balıklar ve tüm bir zırh şeklinde birleşmiş kemiksel levhaları olan balıklar vardır.Bir balığın normal pulları,bir damdaki kiremitler gibi önden arkaya doğru dizilmiştir.Böylece balığın vücudunun üzerinden suyun akımı kolaylaşmaktadır.Balıkların rengi kimyasal veya fiziksel asıllı olabilir.Balıktaki başlıca boyalar turuncu kırmızı,siyah veya gümüşsel beyazdır.Bu boyalar iç derideki kromatofor denilen dallı gözelerin içinde bulunur ve bu gözelerin içinde yayılabilir veya geri çekilebilirler.Renk değişmeleri hayvanın o andaki duygularına veya bulunduğu dibe uygundur.Eh güzel renklere sıcak deniz balıklarında ve özellikle mercan kayalarının balıklarında rastlanır.


SUDAKİ HAREKETLERİ

 Devamlı yüzmeden,dibe batmadan veya yüzeye yükselmeden suyun içinde olduğu yerde kalabilmek için,birçok balıkların vücutlarının yoğunluğu etrafındaki suyla eştir.Et ve kemik şüphesiz sudan ağır olduğundan,çizgili levrek dahil,birçok balıkların bir hava kesesi vardır.Bu,mide ile omurga arasında içi gazla dolu uzun bir torbadır.Bu kese bazı balıklarda yutağa açılır,çizgili levrek gibi başkalarında ise tamamiyle kapalıdır.Her iki durumda da,kesenin içindeki gazın hacmi çeşitli şartlara uymak üzere değiştirilebilir.Hava keseleri bazen solunum organı,işitmeye ve ses çıkarmaya yardımcı olarak da işe yararlar.Başta dipte yaşayan türler olmak üzere birçok balıklar hava kesesiz de mükemmel hayat sürerler,fakat bazı köpek balıklarının ve Atlantik uskumrusu gibi denizin orta derinlerinde yaşayan bazı balıkların da hava kesesi yoktur.


SOLUNUMLARI

 Çizgili levrek ağzına su alıp bunu solungaçlarının arasından geçirmek,sonra da solungaç kapaklarının altında dışarı atmak suretiyle solunur.Solungaçlar,suyun içinde erimiş durumdaki oksijeni çekecek ve karbon dioksiti bu suya karıştıracak yapıdadırlar.Bazı balık gruplarının da,su yüzeyinin yukarısındaki havayı solunmalarını mümkün kılan yardımcı solunum organları vardır.Bu türler çok kere,erimiş oksijen seviyesi düşük,boğucu karbon dioksit oranı ise yüksek olan batak ve ılık sularda yaşarlar.Bu balıkların arasında,tamamiyle yardımcı solunum organlarına bağlanan ve suyun altında uzun süre tutulmaları halinde boğulacak olan bazıları da vardır.Bütün balıklar yemek zorundadırlar,ama su da içerler mi acaba? Bu sorunum cevabı,okyanusta yaşayan kemikli balıklar için kesin bir evet'tir.Yakın tarihlerde yapılan incelemeler,tatlı su balıklarından bazılarının da,beslenirken tesadüfen yuttukları sudan başka,düzgün aralıklarla su içtiklerini göstermiştir.


ÜREME

 Balıkların çoğunluğu suya yumurtlanan ve orada döllenen yumurtalar aracıyla ürerler.Balıkların yumurtaları genellikle küre şeklinde ve yaklaşık olarak 3 mm çapındadır.Kimi yüzer,kimi dibe çöker.Birkaç çeşit balık canlı yavrular doğurur,bundan da az sayıda tür ise dişinin içindeyken döllenmiş yumurtalar yumurtlar.Balıkların çoğunluğu yumurtalarına ilgi göstermezlerse de,onlar için yuva yapanları,başlarında nöbet tutanları ve yavrular çıkana kadar onlarla ilgilenenleri de vardır.Bu balıklardan bazıları yumurtadan çıktıktan sonra dahi yavrularına göz kulak olurlar.Tek Tük istisnalar hesaba katılmazsa,yuvayı yapan ve dadılık görevini yerine ketiren daima erkek balıktır.Bazı türlerde erkekle dişi bu bakımdan işbirliği ederker,daha başka türlerde ise yalnız dişi yumurtalarla yavrulara bakar.


KAYNAK

 

Hayat Hayvanlar Ansiklopedisi


 

View Full review 888 United Kingdom 888sport